Bir Seans, Üç Sessizlik
Bir seans üç sessizlik içerir. Birincisi, sandalyeye oturulduğunda gelir — konuğun ağırlığı az önce kâğıdı imzaladığı kalemle birlikte odaya yerleşir. Karar yapılmıştır; konuşma artık gereksiz. Bu sessizlik korkulu değil, hazırdır.
İkincisi, iğne ilk teması yaptığında. İlk dakika her zaman uzun geçer; cilt yeni bir şeyle karşılaşıyordur. Sonra ritim oturur — iki vuruş arasındaki boşluk, kısa bir nefes payı, bir damla mürekkebin akışı. Konuk uyumayı seçer, bazen bir şeye odaklanır, bazen sadece tavanı izler. Ben sadece çizgiyi takip ederim. Konuşma yine yoktur, ama bu kez sessizlik bir tür müziktir.
“Üçüncü sessizlik bittiğindekidir — kapı kapanır, ışık değişir, ve oda nefes alır.”
İşin bitişi her zaman küçük bir törendir. Mürekkebin son kalıntısı silinir, kâğıt parçası katlanır, sonra paketlenir. Konuk çıkmadan önce kısa bir an oda durur — yeni bir iz dünyaya çıkmak üzeredir. Bu son sessizlik, bizim için yapılmış işin onaylandığı andır.
Bu üç sessizliği tanımak yıllar alır. Acemi bir sanatçı seansı sürekli konuşmayla doldurma eğilimindedir; bu hem konuğun konsantrasyonunu hem de kendi elini huzursuz eder. Olgun bir el sadece gerektiğinde konuşur, geri kalan zamanı işe bırakır.